Vaktinde önünde saygıyla eğildiğim,
Annemin bulunduğumuz yere adım atışıyla,
Apar topar toplanıp, “Hoşgeldiniz” demek için yerinden kalktı.
İnsanın annesinin saygı görmesi kadar onur verici başka bir duygu var mıydı?
Vaktinde önünde saygıyla eğildiğim,
Annemin bulunduğumuz yere adım atışıyla,
Apar topar toplanıp, “Hoşgeldiniz” demek için yerinden kalktı.
İnsanın annesinin saygı görmesi kadar onur verici başka bir duygu var mıydı?
Tam bir tipolojidirler. Maskeleri her zaman takılı. Hep bir kaç etek boyu mesafede, ve en küçük klinik gözlemden en büyük hastalıkları muhtemel görebilen o hekimler.
Lenf bezleri şişmiş mi? Hemen bir HIV bakalım.
Ya hu HIV bakmadan önce bir hastanın profiline de bakın, HIV kapacak hasta mı bu?
Boşu boşuna ne gerek var, kasırgalar estirmeye, taş çatlasa EBV’li ya da CMV’li vücutlarda?

Çocukluğunda ve sonrasında ailenin sana yaptıkları için ya onları sonsuz bir döngüde suçlayabilirsin…
Ya da onların bunları sana yaparken, ne kadar zavallı olduğunu görüp kendine değil onlara merhamet edersin.
Maziyi sonsuza dek suçlayabilirsin, çözümsüz kalırsın.
Farkı kendin yaratabilirsin. Bırak zavallı aileni suçlamayı, onlar o kadar biliyorlar-dı…
Ne olursa olsun her zaman dost kalacağız diye sözler verdiğin herkesten vazgeçebiliyorsun
Çünkü sonunda insan hep kendisini seçiyor…
Yeni yolları…
Ya da bazen en sevdiklerin sana cebren bir yol seçtirtmek istiyor.
Ya o ya ben…
İşe yaramaz bunlar.
Ben bir kez yaptım o hatayı.
Çok sevdiğim bir kız arkadaşıma tokat attı sevgilisi.
Ona dedim ki:
”O çocuğa dönersen ben yokum.”
O da döndü. Ben de bir daha olmadım.
Ama şimdi geriye bakıyorum da, keşke olsaymışım.
Onu öyle zor zamanlarda yalnız bırakmasaymışım.
Tecrübe ile öğrendim,
En yakınını yokluğunla tehdit etmemeyi…
Oysa herkes sanıyor ki, bu bütün sorunları çözer.
Aşkı ve tutkuyu bile…
Yanılıyorlar…
Benim gibi yaşayıp öğrenene kadar.
Kimse kimseyi yokluğuyla tehdit edemez.
Akacak kan ne zaman durmuş damarda?..
Merak edilecek onca şey varken,
Ben senin ellerini ve ayaklarını merak ettim bir gece yarısı.
Hala afiyetteler mi?
Yerine göre güçlü, yerine göre şefkatli
Ve bol bol da benimler mi?
Sevildiğini anlamak bazen bu kadar kolay,
Arkandan biri bakıyorsa eğer sen giderken,
Pencereden…
Kafası azıcık kıyaktı-
Ama kalbi her zamanki gibi pamuktandı.
Özleşmişiz konuşmayalı-
Beni sordu- kendini söyledi,
Sonra da yeni kararlarım için aldı eline sazı-
Yumdu o canım gözlerini.
Bir ana, bir babaydı o an, belki kaçıncı kere yine.
“Seni mutlu eden”…
Dedi…
“Benim başımın tacıdır.”
Dedi…
“Ama biliyosun,
Sen benim bu hayattaki “first circle” ımdasın,
Seni üzeni de…” azıcık ağzını bozdu ama,
Öyle samimi, öyle sevgiyle…
Sözcüklerimi sevilme mutluluğunda kaybettim.
Sadece yüzüm gülmekten acımak üzereydi,
Gülüyor, gülüyor, gülüyordum.
O ise söylüyor, söylüyor, söylüyordu.
Koşulsuz ve kitapsız benim arkamda oluşlarını…
Milyar dolar ile alınamayacak büyük bir kuvvetti
Ve ben ne şanslıydım.
Bazen sorarım, bu sevgiyi hakedecek ne yaptım?
Ve ekledi:
“Ben de sokak çocuğuyum,
Kimse unutmasın,
Seni üzeni,
Bi güzel …. (üzüveririm)” dedi işte.
Bazen bildiğim, ama inanamadığım sevgisinin karşında sadece gülümsedim, kaldım….
Insan gerçekten sosyal bir varlık mıdır?
Eğer hala cevap evetse,
Sosyal türlerin en asosyali olmalıyız.
Evler, evlerin içine bile odalar,
Odaların arasına duvarlar koymuşuz.
Muayyen bir zamana kadar sosyalliğe katlanabiliyor,
Uzun süre mahrum kaldığımızda ise bu sosyallikten,
Tuhaf dediğimiz o insanlara dönüyoruz.
Evet, ne sosyal ne asosyal insanoğlu belli ki,
Ancak belirtmeliyim ki,
Sanılan da çok daha az sosyal-
Nezaket ve sabrın bittiği noktada,
Başka birilerine/birine maruz kalmak asabileştiriyor bizleri.
“Semi sosyal” demeli Homo sapiens sapiens’lere.
Belki de o bile bazen sosyallik meylimizi olduğundan biraz fazla tanımlıyor.
Bu tanımı (semi-sosyal) sosyoloji çalışmalarında insandan bahsederek kullanacağımız günlere!..
Kök aile ne tuhaf bir topluluk.
Seçimlerin onların isteklerine uymadığında
Yoksayan, uzaklaştıran, ve rest çeken?
Oysa insanın kendi kurduğu aile öyle mi?
Seni kendi seçimlerinle de destekleyebilenler.
Hem de çok insan lazım mı?
Seni senin seçimlerinle kabul edebilen 1-2 insan olduktan sonra,
Ay benimle olduktan sonra,
Yıldızın kuyruğuna çarpıyim demiş Orhan Kemal…
Astrolojiye inanmayanlardan olmak isterim.
Satürn döngüsünü bilmemek mesela.
Her şey “unlearn” edilebilir
Sakin ol, bu da geçecek ya hu,
En azından ya satürn döngüsü, ya da astrolojiye inancın…