Sosyal medyada sadakat, dijital sınırlar ve trol davranışı

Bengi Öner Özkan ile söyleşi

Röportaj: Dr. Pınar Şengül

Bengi Öner Özkan, sosyal medyanın yakınlık, güven ve sadakat anlayışını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Söyleşi, çiftlerin dijital sınırlarından trol davranışını besleyen psikolojik ve toplumsal etkenlere uzanıyor.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümünde sosyal psikoloji profesörü olan Bengi Öner Özkan, bu söyleşide romantik ilişkilerde dijital sınırları ve trol davranışının toplumsal dinamiklerini değerlendiriyor.

1. Sosyal medya, romantik ilişkilerde yakınlık, güven ve sadakat anlayışımızı nasıl değiştirdi?

Sosyal medya, ilişkilerde yakınlık kurmayı ve iletişimi önemli ölçüde kolaylaştırdı. Özellikle tanışma ve arkadaşlık platformlarının yaygınlaşması, insanların daha önce hiç tanımadıkları kişilerle çok daha kolay iletişim kurabilmesine olanak sağladı. Ancak bu gelişme, ilişkilerin sınırlarını da giderek karmaşıklaştırdı.

Eskiden daha çok özel alanın parçası olarak değerlendirdiğimiz bazı davranışlar, artık dijital ortamda çok daha görünür biçimde sergilenebiliyor. TikTok ve X gibi platformlar bunun çarpıcı örneklerini sunuyor. Bazen “Bu da olmaz artık” diye düşündüğümüz davranışların bile dikkat çektiğini, beğeni ve etkileşim aldığını görüyoruz. Özel mesaj yoluyla birine doğrudan ulaşabilmek de kişiler arası etkileşimi çok daha kolay ve hızlı hâle getirdi.

Bu nedenle romantik ilişkilerde sadakati yalnızca fiziksel davranışlar üzerinden değerlendirmek yeterli olmayabilir. Dijital ortamda kurulan ilişkiler, mesajlaşmalar, flörtöz etkileşimler ve bazı durumlarda kişinin kendisini sunma biçimi de güven ve sadakat tartışmasının parçası hâline geliyor.

Bir başka mesele de kişinin çevrim içi ortamda kendisini olduğundan farklı sunabilmesi. Gerçeğe aykırı bilgi vermek veya başka biriymiş gibi davranmak, çevrim içi yanıltmanın farklı biçimleri arasında değerlendirilebilir. Dolayısıyla sosyal medya yalnızca iletişim biçimlerimizi değil; yakınlık, güven, mahremiyet ve sadakat anlayışımızı da dönüştürüyor.

2. Sosyal medyada aldatmayı nasıl tanımlamalıyız? Beğeni, özel mesajlaşma, flörtöz etkileşim, eski partneri takip etme veya gizli hesap kullanma hangi noktada sınır ihlaline dönüşür?

Burada tek ve herkes için geçerli bir tanım koymanın doğru olmadığını düşünüyorum. Çünkü çiftlerin sadakat ve sınır anlayışları farklı olabilir. Bir beğeni tek başına aldatma sayılmayabilir; ancak gizli, romantik ya da cinsel anlam taşıyan mesajlaşmalar, partnerden saklanan flörtöz ilişkiler veya duygusal yakınlıklar bir sınır ihlaline dönüşebilir.

Belirleyici olan yalnızca davranışın kendisi değil; niyet, gizlilik ve çiftin üzerinde uzlaştığı sınırlardır. “Partnerim bunu bilse rahatsız olur muydu?” sorusu önemli bir gösterge olabilir.

3. Dijital aldatma ile yüz yüze aldatma arasında psikolojik etkiler bakımından ne tür benzerlikler ve farklılıklar bulunuyor?

Her iki durumda da güven kaybı, kıskançlık, öfke, üzüntü ve ilişkinin geleceğine ilişkin belirsizlik ortaya çıkabilir. Çünkü aldatmanın başlıca psikolojik etkilerinden biri, kişinin partnerine duyduğu güvenin zedelenmesidir.

Dijital aldatmanın farklı yanı, daha kolay başlayabilmesi ve daha uzun süre gizli kalabilmesidir. Sosyal medya üzerinden üçüncü kişiyle sürekli iletişim kurmak mümkün olduğu için bazı durumlarda davranışın tekrarlanması ve sürdürülmesi de kolaylaşabilir.

4. Çiftlerin sosyal medyadaki sınırlar konusunda farklı beklentilere sahip olması ilişkide nasıl çatışmalara yol açıyor? Sağlıklı dijital sınırlar nasıl kurulabilir?

Çiftlerden biri eski sevgiliyi takip etmeyi normal bulurken diğeri bunu bir tehdit olarak görebilir. Biri özel mesajlaşmayı sıradan bir iletişim olarak değerlendirirken diğeri bunu duygusal sadakatsizlik olarak yorumlayabilir.

Dolayısıyla sorun bazen davranışın kendisinden çok, iki kişi tarafından farklı anlamlandırılmasından kaynaklanır. Sınırların kendiliğinden anlaşılacağını varsaymak yerine bunları açıkça konuşmak daha sağlıklıdır. “Hangi davranış seni rahatsız eder?” ve “Neyi özel alan olarak görüyoruz?” gibi sorular, çiftlerin birbirlerinin beklentilerini anlamasına yardımcı olabilir.

5. Kıskançlık, bağlanma biçimleri, benlik sunumu ve sosyal karşılaştırma, sosyal medyada aldatma davranışıyla nasıl ilişkilendirilebilir?

Bu etkenler, insanların olası bir dijital sadakatsizliği nasıl algıladığını ve buna nasıl tepki verdiğini etkileyebilir; ancak basit nedenler olarak görülmemelidir. Sosyal medya, başkalarının hayatlarını sık sık görmemize ve kendimizi onlarla karşılaştırmamıza yol açabiliyor. Özellikle Instagram gibi platformlarda insanlar hayatlarının daha çok olumlu ve mutlu kesitlerini sunma eğiliminde. Bu durum bazı kişilerde yetersizlik, kıskançlık, kendi ilişkisine yönelik doyumsuzluk veya tehdit algısını artırabilir.

Bağlanma biçimleri de önemli olabilir. Örneğin kaygılı bağlanma özellikleri gösteren kişiler, partnerlerinin çevrim içi davranışlarına daha duyarlı olabilir ve daha fazla güvence arayabilir. Ancak bunları kesin neden-sonuç ilişkileri olarak görmemek gerekir. Sosyal medya davranışları, kişilik özellikleri ve ilişkinin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.

6. Trol davranışının arkasında hangi bireysel ve sosyal psikolojik süreçler yer alıyor? Anonimlik, grup normları ve çevrim içi görünmezlik bu davranışı nasıl besliyor?

Trol davranışı tek bir nedene indirgenemez. Düşük empati, saldırganlık eğilimi, dürtüsellik ve provokasyondan haz alma gibi bireysel özellikler rol oynayabilir.

Bunun yanında çevrim içi ortamın özellikleri de önemlidir. Anonimlik veya kişinin kendisini daha az görünür ve sorumluluktan uzak hissetmesi, yüz yüze iletişimde sergilemeyeceği davranışları çevrim içi ortamda göstermesini kolaylaştırabilir. İçinde bulunulan grubun normları da belirleyicidir. Bir çevrim içi topluluk saldırganlığı veya alay etmeyi normalleştiriyorsa kişi bu davranışları daha kolay benimseyebilir.

7. Trol davranışı yalnızca hedef alınan kişiyi mi etkiler, yoksa çevrim içi toplulukların güven duygusunu ve ilişki kurma biçimlerini de dönüştürür mü?

Trol davranışı yalnızca hedef alınan kişiyi değil, bütün çevrim içi topluluğu etkileyebilir. Sürekli saldırganlık ve alay içeren bir ortamda insanlar kendilerini daha az güvende hissedebilir ve fikirlerini paylaşmaktan kaçınabilir.

Bu davranışlar zamanla topluluğun güven duygusunu, iletişim biçimini ve grup normlarını değiştirebilir. İnsanlar “Burada düşüncemi söylersem saldırıya uğrar mıyım?” diye düşünmeye başladığında sağlıklı iletişim de zayıflar.

8. Trol davranışı ile sosyal medyada aldatma arasında ortak psikolojik mekanizmalar olabilir mi? Dürtüsellik, empati azalması, çevrim içi ketlenmenin çözülmesi veya davranışın sonuçlarından uzaklaşma hissi nasıl bir rol oynayabilir?

Bazı ortak mekanizmalardan söz edilebilir. Özellikle çevrim içi ketlenmenin azalması, yani kişinin internet ortamında normalden daha rahat ve daha az kontrollü davranması önemli bir etken olabilir.

Kişi, karşısındaki insanın yüzünü ve doğrudan tepkisini görmediğinde empati kurmak ve davranışının sonuçlarını hissetmek daha zor olabilir. Dürtüsellik de bazı durumlarda rol oynayabilir.

Ancak trol davranışı ile dijital aldatmayı aynı davranış kategorisinde değerlendirmemek gerekir. Bazı ortak psikolojik süreçler bulunabilse de bu davranışların motivasyonları ve sonuçları farklıdır.

9. Bu alanlarda yapılacak yeni araştırmaların özellikle hangi sorulara odaklanması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Bundan sonraki araştırmalarda yalnızca “Kim aldatıyor?” veya “Kim trollüyor?” sorularına değil, “Bu davranışlar hangi koşullarda ve neden ortaya çıkıyor?” sorusuna odaklanmanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Örneğin çiftlerin sosyal medya sınırları konusunda nasıl anlaşmaya vardıkları ve gizlilik ile şeffaflık arasındaki dengeyi nasıl kurdukları araştırılabilir.

Trol davranışı açısından da yalnızca kişinin özelliklerine değil, içinde bulunduğu grubun normlarına ve platformun yapısına bakmak gerekir. Kısacası birey ile dijital ortamı birlikte ele alan araştırmalara ihtiyacımız var.

10. Sosyal medya kullanıcılarına ve çiftlere, dijital ortamda daha güvenli ve sağlıklı ilişkiler kurmaları için vereceğiniz en önemli öneri nedir?

Dijital sınırları kendiliğinden anlaşılacak şeyler olarak görmemek ve bunları açıkça konuşmak önemlidir. Yalnızca “Bunu yapma” demek yerine, kişinin “Bu davranış beni neden rahatsız ediyor?” diye düşünüp duygusunu ben diliyle anlatması daha sağlıklı olabilir. Ardından çiftler, “İkimizin de kendisini güvende hissetmesi için nasıl bir sınır belirleyebiliriz?” sorusunu birlikte ele alabilir.

Sosyal medyada gördüğümüz her şeyi hemen bir tehdit olarak yorumlamamak da gerekir. Sonuçta güven, partnerin ne yaptığını sürekli kontrol ederek değil; açık iletişim, karşılıklı saygı ve üzerinde uzlaşılmış sınırlar oluşturarak gelişir.

Bir Cevap Yazın