Çekim Yasası: İlişkilerde Benzerler mi, Zıtlar mı Kazanır?

23andMe’nin 15.298 çift üzerinde gerçekleştirdiği kapsamlı bir araştırma, ilişkilerdeki çekim gücünün temel dinamiklerini ortaya koyuyor. Bu çalışmada, birlikte çocuk sahibi olmuş çiftlerin genetik ve davranışsal özellikleri analiz edildi ve çarpıcı bir sonuç elde edildi: İnsanlar, genellikle kendilerine benzeyen kişilerle eşleşiyor. “Zıtlıklar çeker” miti, bu veriler ışığında büyük ölçüde çürütülüyor.

Ortak Noktalar: İlişkilerde Benzerliklerin Rolü

Araştırma sonuçları, çiftlerin genellikle şu özellikleri paylaştığını gösteriyor:

  • Benzer yaş grupları: Çiftler, sıklıkla birbirine yakın yaşlarda oluyor.
  • Eğitim seviyesi: Eğitim düzeyindeki uyum, ilişkilerde belirgin bir faktör olarak öne çıkıyor.
  • Beden Kitle İndeksi (BMI): Çiftler genellikle benzer BMI değerlerine sahip.
  • Davranışsal eğilimler: Özür dileme eğilimleri bile çiftler arasında ortak bir özellik olarak görülüyor.

Ayrıca, ilgi alanları da bu ortaklıkların bir parçası. Sporcular, diğer sporcularla; doğa yürüyüşçüleri, yine doğa yürüyüşçüleriyle eşleşiyor. Dakik insanlar, zamanı önemseyen kişilerle bir araya gelirken, vejetaryenler de diğer vejetaryenlerle ilişki kuruyor.

Zıtlıklar Nerede?

23andMe verilerine göre, zıtlıkların çekimi bazı durumlarda geçerli olsa da genellikle istisnai bir durum. Örneğin:

  • Gece ve sabah insanları: Gece geç saatlere kadar ayakta kalan bireylerin, sabah insanlarıyla eşleşme olasılığı daha yüksek.
  • Yön bulma becerisi: İyi bir yön bulma becerisine sahip olanlar, kaybolmaya yatkın bireylerle bir araya geliyor.
  • Sivrisinekler: Sivrisinekler tarafından sürekli ısırılan kişiler, bu sorunu yaşamayan bireylerle eşleşiyor.

Ancak, bu zıtlıkların yarattığı bağ, genellikle benzerliklerin etkisi kadar güçlü değil. Araştırmanın bir başka önemli bulgusu, benzer BMI’ye sahip çiftlerin daha mutlu olduklarını göstermesi. Bu, fizyolojik uyumun ilişkilerde önemli bir rol oynayabileceğini düşündürüyor.

Benzerlikler, sağlam bir temel oluşturur ve ilişkilerin istikrarlı ilerlemesini sağlar. Ancak, bazk farklılıklar da tamamlayıcı bir güç haline gelebilir. Navigasyon becerisi olmayan biri için yön bulabilen bir partner, pratik bir çözüm sunar. Aynı şekilde, gece sessizliği isteyen biri için sabahları erken uyanan bir partner, her iki taraf içinde üretken ve huzurlu bir ortamı yaratır.

Amaç net: Neredeyse kendinize benzeyen birini bulmak (yaş, kilo, eğitim seviyesi, sportiflik, beslenme alışkanlıkları, sigara kullanımı vs.)—navigasyon ve sirkadiyen ritim hariç. 🙂

Uzm Nöropsk Pınar Şengül

Çift ve İlişki Terapisti

Aldatmanın Gölgesinde Aşk ve Evlilik: Bir Terapi Perspektifi

Her geçen yıl; aileye, sevgiye, saygıya ve dostluklara balta vurmaya devam ediyor.

Bunu 19. yüzyılın imza isimlerinden Avusturyalı psikiyatrist ve psikolog Alfred Adler’i okurken tekrar farkettim.

Adler kitabında bir insanın bir insana ilgi ve yakınlık duyuyorsa, o ilginin gerektirdiğü bütün özelliklere sahip olması gerektirdiğini yazmış. Bunlar şöyle:

“Dürüst olmalı,

İyi bir arkadaş olmalı,

Sorumluluk duygusu taşımalı,

Sadık ve güvenilir olmalıdır.

Böyle bir aşk ve evlilik yaşamını kuramamış bir insanın, hiç değilse bu noktada yanlış yaptığını kavraması gerektiğine inanıyorum. “

Bunu 1913 yılında basılan kitabında yazıyor. 111 yıl önce yazmış Adler. (1913 yılında basılmış ”cinsiyetler arasında işbirliği” kitabı).

Elbette o zamanlarda da vardı sorunlu ilişkiler fakat şimdiki gibi alanında uzman psikologlar o zamanlar ”birbirinize karışmayın, geniş geniş alanlar verin, aldatmalar tam evlilik öncesi doğaldır, evlilik telaşı insanları aldatmaya yönlendirebilir, bunlar çözülebilir, affedilebilir” demiyorlar…

Hem Avrupa’da hem de Amerika’da şimdi durum böyle. Yıl 2024.

Hem Amerika hem de Avrupa’da bulunan Enstitülerden bizzat çift terapisi eğitimleri aldım ve farklı ekollerin eğitimlerini almaya devam ediyorum.

Maalesef, durum Alfred Adler ve onun gibi düşünenler için pek iç açıcı değil.

Aldatılmayla gelen danışanlarımıza bunun çözülebileceğini ve tekrar ateşkesin sağlanabileceğini söylememiz gerektiğini öğretiyorlar bize.

Aldatmanın dahil olduğu ilişkilerde, ilişkinin devam etmesinin her iki kişinin de özsaygısı için zararlı olduğunu düşünen nadir çift terapistlerinden biri olarak, aldatılmayı duyduğum terapi seanslarını aldatılan kişiyi güçlendirmeye odaklandırarak bireysel bir terapiye çeviriyorum.

Artık orada bir çift göremiyorum.

Kandırılan ve sayılmayan bir eş görüyorum.

Bu eşin kendi değerini hatırlaması ve dayanak olarak kendine olan sevgisi ve saygısını oluşturmasında destek oluyorum.

Bizim terapi eğitmenlerimize gelince, aldatılan çiftlere bunun onarılabilir olduğunu söylüyorlar.

Ve gördüğüm kadarıyla kendileri de bunun gerçekten onarılabilir olduğuna inanıyorlar.

İnsanın travmaları dahi onarılır da, sevdiği ve hayatını paylaşmak istediği kişinin ona sırtını dönmesi, kandırması, üstüne başka bir kişiye duygusal ve cinsel hisler geliştirmesi…

Hakikaten onarılabilir mi?

Bu bilgi hafızadan silinebilir mi?

Doğal karşılanabilir mi?

Yeni akıma göre: evet.

Mutfakta süt döken çocuğa bağırmak yerine o sütü yerden silmeliyiz diyorlar. Bu örneği veriyorlar.

Ben dinlerken içimden müstehzi bir şekilde gülüyorum. Ancak onlara göre ”epey gerici” gelecek bu fikirlerimi bir süre dillendirmiyorum.

Sonuçta onların ticaretini ve reklamını bozacak olan bu fikrim, onları içten içe erdemsiz dahi hissettirebilir. İnsanları, hele hele alanında ”uzman” olanları, etik olmayan fikirleri için eleştirmek genelde her daim karşı saldırıyla sonuçlanır.

Oysa ben onları çoktan ”sevgiye” olan saygımla içimde hiç ettim. Onları düzeltmenin namümkün olduğunun da farkındayım.

Aldatan çiftlerle ilgili düşünceleri perde arkasında sadece şu:

”Eğer siz birbirinize hala değer vermeseydiniz bunca şeye rağmen gelip bana size destek olmam için bunca para da dökmezdiniz.”

Evet, böyle söylüyorlarmış içlerinden. Biraz alayla, biraz da üstten bakan bir tavırla aralarında bir ticari koalisyon oluşturmuşlar.

Şimdi, onlara göre, onlardan biriyim.

Para için, ticaret için, insanları yolmak için…

Ama hiç de onlardan değilim.

İnsanların ruhlarını, öz saygılarını ve hepsinden de öte;

Sevgiyi…

Aşkı…

Aileyi…

Böyle ayaklar altına alamam…

Para her şekilde kazanılır.

Toplumun faydası için kazanmak tercihim.

Bir tek cebini düşünenler bu kadar fazla oldukça,

ne toplum,

ne aile,

ne de birey bulamaz huzuru.

Kıssadan hisse,

Size dürüst olmayan,

Hele hele sizi aldatan

Adamları ve kadınları

Hayatınızda tutmayın!

Paranızı da aldatana değil, aldatmayacak olana harcayın.

Çift terapisine aldatılmayla gitmeyin…

Hiç kimse aldatılmayı haketmez.

Çünkü kimsenin bir kopyası daha yoktur…

Sizi ÖZEL ve TEK hissedirecek insanı beklemeniz dileğiyle…

Uzm. Nöropsikolog Pınar Ş.

Mutlu Romantik İlişki: Kişilik ve Ten Uyumu.

Çift terapisti ve nöropsikolog Pınar Şengül’e göre uzun ve mutlu ilişkinin sadece iki bileşeni var. Uyumlu kişilikler ve tenler.

Ünlü psikolog Robert Sternberg Aşk Kuramında ise üç bileşene değinmiş: Tutku, samimiyet ve bağlılık.

Benim kuramımın adı ise ”Huzurlu Tutku kuramı’‘. Tutkunun huzur getirmediğini bilmek için psikolog olmaya gerek yok. Ancak tutkulu ilişkileri de belli bir düzeyde huzura ulaştırmak mümkün. Tutku girdiği her yerde uçları yaşatır. Şiddetli hazlar ve öfkeler iç içedir tutkuda. Bu yüzden büyük aşıkların hikayeleri acı sonlarla biter hep, epik şair Shakespeare’in de yazdığı gibi:

Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar.

Bu sebepten, korkutucudur yıldırım çarpması gibi ani aşklar, karşı konulamaz şehvi duygular.

Her ne kadar yıkım, tutkunun bir getirisi olsa da bu yıkımın şiddetini azaltmak mümkün. O da uyumlu karakter özelliklerini taşıyan bireylerin bir araya gelmesi. Uyumlu derken, benzer karakterlerden bahsetmiyorum. Benzer karakterler, tam aksine, uyumsuz bir ilişkinin tehlike çanlarıdır. Uzun ve huzurlu ilişkileri yaşayan çiftlerin birbirini tamamlayan kişilikleri olduğunu biliyoruz.

Elbette kişilik tek başına yeterli değil zira kültür, din, dil, eğitim ve sosyoekonomik sınıflar büyük bir etki gösterir, ancak bunlar zaten çoğunklukla benzerdir çünkü aynı ortamları ve arkadaş gruplarını paylaşan kişilerin çoğunlukla yakın sosyokültürel arkaplanlara sahip olduklarını biliyoruz. Bu dengeyi, tanışma ortamları zaten daha ilk baştan kurar. (Maalesef sosyal medya ve ”dating app” leri bunu da yapaylaştırdı ve doğal cinsel seçilimi yok etti.) Sosyokültürel yakınlık farkedildikten sonra, kişilik uyumu devreye girer.

Bırakın romantik ilişkiyi, iyi arkadaşlıklar da bu kişilik uyumuna dayanır. Kişilik uyumunu kişilik psikolojisi üzerinde uzmanlaşan bilişsel ve nöropsikologlar analiz eder. Kişilik testlerini yorumlayarak bize uygun kişiliklerle ilişkilere başlamak ve sürdürmek bir çok zarardan bizi kurtarabilir (zaman kaybı başta olmak üzere yaşanacak olumsuz hislerin de gerçekleşmesini önlemek gibi…)

Ten uyumuna gelince, zaten ilişkilerin neredeyse hepsi fiziksel çekim ve dış görünüşle başlar. Ve aynı şekilde, çoğu da bu sebepten biter. Sadece fiziki çekim yeterli değildir bir ilişki kurmak ve devam ettirmek için. Görünüş en güçlü başlatıcıdır ama asla devam ettirici değildir. Devam ettirici, yapıştırıcı kuvvet dimağların uyumudur. Bu yüzden ten uyumunun olduğu kadar, ve hatta daha da fazla kişiliklerin uyumu tutkulu ve huzurlu bir ilişkinin varlığı için şarttır.

Haydi, önce kendimizi tanıyalım. Bunu yapmak için özdeğerlendirme içeren bir testin ücretsiz bağlantısını aşağıda sizlerle paylaşacağım. Ama size önemli bir uyarı yapmak isterim. Sakın ola testi kandırmayın. Hiçbir cevabı eğip bükmeyin, olmadığınız biri gibi görünmeyin. Ruha estetik de makyaj da yapılmaz. Ve inanın, sizi SİZ olarak sevecek birini bulmalısınız. Makyaj akar, estetiğin miadı dolar. Doğal halinizle sizi sevmeyen biriyle yaşamak ömür boyu sürecek bir eziyettir. Bu yüzden, sizi sevecek birilerin olduğuna inanın. Her karakter lazımdır ve o karakterin uyumlu olduğu karakter tipleri de vardır. Kendinize yalan söylemezseniz, ilişkilerinizde mutluluğu bulmanızda size destek olacağım.

Soruları oldukça dürüst bir şekilde ve 7 secenegin tam ortasındaki yani 4. tuşa basmadan cevaplayın. Ortadaki tuş pas geçiyor soruyu.

Ve cevaplarken, genel halinizi düşünün. Özel durumlar istisnadır.

Test sonuçlarınızdan sonra kendinizi tanıyın.. Ve size küçük bir tüyo: sizle aynı karakter tiplemesinde olan insan size bir sevgili olarak asla uyumlu olmayacaktır. İhtiyacınız olan sizin eksik yanlarınızı kapatan biri!

Kendinize hoş gelin:

https://www.16personalities.com/tr

Ve size, bir oda, bir yatak ve BİR KÜTÜPHANE yetecek ruh eşinize de…

Uzman Nöropsikolog Pınar Ş. (Gottman ve İmago İlişki Terapisti)