“Ortada Kaldım” de Eşref Rüya, por Atilla Volga.

La escuchamos en las escenas más apasionadas del episodio 12 de Eşref Rüya — y se quedó con nosotros.

Ahora, tengo el placer de compartir la versión completa de “Ortada Kaldım” de Atilla Volga, cuya genialidad musical admiro profundamente.

La canción fue producida por Timur Savcı, uno de los productores más icónicos y éticos de Turquía. (TIMS&B)

Por favor, no te saltes el final — la verdadera magia está allí. 🙂

Letra (Traducción al Español):

Soñé sueños, luego los rompí.

Me cansé de luchar conmigo misma.

Fui recta, fui sincera;

Primero contigo, luego conmigo.

Puse las cartas sobre la mesa, mostré el corazón — un juego abierto.

No pude decir “vete”,

No pude decir “vuelve”;

Me quedé en el medio.

No pude prometer,

No juré,

No podía engañar.

También disponible en Spotify y Apple Music.

Eşref Rüya’s ”Ortada Kaldım”Lyrics

We heard it in the passionate scenes of Episode 12 of Eşref Rüya — and it lingered long after.

Now, I’m thrilled to share the full track “Ortada Kaldım” by Atilla Volga, whose musical genius I deeply admire.

The piece is named by Timur Savcı, one of Turkey’s most iconic and principled producers. (TIMS&B)

Please, don’t skip the ending — the brilliance is quietly hidden there. 🙂

Lyrics (English Translation):

I dreamed dreams, and I tore them down.

I grew tired of being at war with myself.

I stood straight, stayed true;

First to you, then to myself.

I played my cards, laid my heart out — open game.

I couldn’t say “go,”

I couldn’t say “stay”;

I was stuck in between.

I couldn’t make promises,

I gave no vows,

I couldn’t lie.

Also on Spotify and Apple Music:

Ortada Kaldım- Atilla Volga

Müzikal dehasına hayran olduğum Atilla Volga’nın yeni şarkısını paylaşıyorum. İsim babalığını Türkiye’nin rakipsiz en başarılı ve erdemli yapımcısı Timur Savcı‘nın üstlendiği ”Ortada Kaldım” sizlerle…

Sonunu asla es geçmeyin, dehası orada gizli 🙂

Sözler:

Düş kurdum, düşler bozdum

Kendimle harp içinde olmaktan pek yoruldum.

Düz durdum, dürüst oldum;

Önce sana, sonra kendime.

Kartlar/kalpler açık oyun kurdum.

Git diyemedim,

Dön diyemedim;

Ortada kaldım.

Söz veremedim,

Vaat etmedim,

Kandıramazdım.

Söz ve müzik: Atilla Volga

Spotify: https://open.spotify.com/intl-de/album/1aHm370ZkIxfbNSuucU7nN

Apple Music: https://music.apple.com/us/album/ortada-kald%C4%B1m-single/1818411190

İyi Gün Dostluğu: Abimin yeni şarkısıyla ortaya çıkan sahte arkadaşlıklar…

Mayıs ayının ilk haftasında, abim Atilla Volga’nın yeni şarkısı dijital platformlarda yayımlandı. Bu onun ilk şarkısı değil. Ama ilk kez “her şeyi kendi başıma yapacağım” inadından vazgeçip profesyonel bir stüdyoda, uzman bir ekiple çalıştı. Bu müzikal bir sıçrama olduğu kadar, psikolojik olarak da bir ego gücünü temsil ediyordu: Bir sanatçının gelişiminin, bireysel sınırlarını tanıyıp diğerlerini dahil edebilme cesaretine evrildiği bir eşikti bu.

Bu yüzden bu şarkı, yalnızca bir parça değil bizim için. Ailede yıllardır büyüttüğümüz üretim kültürünün dışa açılan ilk büyük kapısıydı. Paylaştım. Sevinmek isteyen sevinir diye düşündüm. Ama gelen sessizlik, içimde büyük bir yankı yaptı.

Çoğu cevap bile vermedi. Bazıları yüzeysel ve mesafeli yanıtlarla geçiştirdi. Yakın arkadaş bildiklerimden bile doğru dürüst bir “tebrikler, gurur duydum” cümlesi duymadım. Ve orada şunu fark ettim:

Gerçek dost, kötü gününde değil, iyi gününde belli oluyormuş.

İyi Günde Sessiz Kalanlar: Psikolojik Bir Okuma

Bu gözlem sıradan bir kırgınlık değil. Psikolojik olarak çok anlamlı. Neden birinin başarısı karşısında çoğu insan ya sessiz kalır ya da küçümseyerek yaklaşır?

Narsistik Yaralanma ve Başkasının Işığı

Kohut’un kendilik psikolojisine göre, insanlar kendi yeterlik duygularını başkalarının onayıyla regüle eder. Ancak “başkası” aşırı başarılı olduğunda, bu durum kendi narsistik yapımızda kırılmaya neden olabilir. Çünkü o başarı, kişinin “ben de önemliyim” hissine bir tehdit gibi algılanır.

Bu tehdit, destek değil, geri çekilme ve küçümseme davranışıyla karşılık bulur.

Bağlanma Kuramı ve Güvenli Olmayan Tepkiler

Bağlanma kuramına göre, güvenli bağlanmamış bireyler (özellikle kaçıngan ya da dağınık bağlanma stillerinde) duygusal yakınlık gerektiren anlarda donakalabilir. Sevinç gibi pozitif duygular, içlerinde kendi yoksunluklarını tetikler. Bu da onları duyarsız ya da mesafeli tepkilere iter.

İyi günde kayıtsız kalmaları, aslında duygusal işlemleme yetersizliklerinin bir göstergesidir.

Haset (Envy) ve Psikanalitik Dinamikler

Klein’ın teorisine göre haset, bir başkasının sahip olduğu şeyi yok etme isteğidir. Bu, sadece “benim de olsun” değil, “senin de olmasın” biçimindedir. Haset duygusu, özellikle yakın çevrede tetiklenir çünkü kişi kendini doğrudan kıyaslar. Ve bu yıkıcı duyguyla başa çıkamayan bireyler, desteklemek yerine yok saymayı, küçümsemeyi ya da susmayı tercih eder.

Duygusal Zekâ ve Duygudaşlık Kapasitesi

Daniel Goleman’ın tanımladığı duygusal zekâ, kişinin yalnızca kendi duygularını tanıma becerisi değil, başkasının duygularını da taşıyabilme kapasitesidir. Sevincine ortak olamayan biri, empatik olarak gelişmemiştir. Duygudaşlık, acıya olduğu kadar sevince de gösterilmelidir. Oysa birçok ilişkide bu kapasite yoktur.

Mentalizasyon Boşluğu (Fonagy & Bateman)

Mentalizasyon, birinin içsel dünyasını hayal edebilme kapasitesidir. Mentalizasyon yetisi gelişmemiş kişiler, diğerinin başarı hikâyesini sadece “olay” olarak algılar, “duygu” olarak taşıyamaz. Bu yüzden yüzeysel tepkiler verir. Gerçek bir “senin için sevindim” diyemez çünkü başarıyı bir duygu değil, durum olarak okur.

Sosyal Biliş ve Tehlike Algısı (Social Threat Bias)

Başarı, bazı insanlar için bir tehdit unsuru gibi algılanır. Özellikle bireyin benlik değeri çevresinden gelen takdirle inşa ediliyorsa, yakınının öne çıkması o kişinin görünmezliğini pekiştirir. Ve bu görünmezlik duygusu, saldırgan değil ama duygusal geri çekilme ile tepki verir.

İlişkisel Olgunluğun Göstergesi olarak destek vermek.

Destek vermek bir story değil, bir refleks değil, bir içsel yapı meselesidir. Gerçek destek, kişinin kendi kıskançlığıyla, eksikliğiyle, gölgesiyle yüzleşebilmesini gerektirir.

Bu yüzden az kişi destek verir.

Çünkü az kişi kendi gölgesini taşıyabilir.

Ve ben bunu gördüm.

Yanımda olanlar gerçekten oradaydı:

Kübra gibi, İlayda gibi, Ayça gibi…

İçten tepkiler veren, paylaşan, yürekten kutlayan insanlar. Onların desteği sadece samimiyet değil, aynı zamanda ilişkisel olgunluk göstergesiydi.

Desteklemeyenler mi? Onlar zaten hiç orada olmamış.

Bir Bahar Temizliği: Duygusal Ayıklama

Bu sessizlikler bana çok şey öğretti. Bazı insanlar hayatımızda “yakın” ama “görünmez.”

Bazı insanlar ise sadece iyi gününüze tahammül edemez.

Psikodinamik kuram bunu net şekilde açıklar:

“Birine gösterdiğiniz sevinç, kendinize duyduğunuz güvenin aynasıdır.”

Ve ben artık, sessiz kalanların duygusal kapasitelerini yargılamıyorum—sadece tanıyorum.

Onlara ne kırgınım ne öfkeliyim. Ama yerlerini biliyorum.

Atilla Volga’nın bu şarkısı bizim için sadece bir müzikal başarı değil; aynı zamanda bir aynaydı.

Kim yanımızda, kim uzağımızda, kim gölgesinde kalmak istiyor, netleşti.

Ve ben bu yazıyla bir şey söylüyorum:

Teşekkürler, iyi ki bazıları sessiz kaldı.

Çünkü sessizlik, bazen en net cevap.

Zamanın Valsi

Eğitimler, sertifikalar, diplomalar, makaleler, konferanslar, kongreler, sunumlar, stajlar, stajyerler yetiştirmelerle dolu sistemin onayladığı sıkıcı denecek hayatımda benim tam aksime sonsuz yaratıcılığı, müzikal / matematiksel dehasıyla sistemi büken bir müzisyenle büyüdüm. Radyasyon fizikçisi, tango dansçısı, satranç ve boks antrenörü, maraton koşucusu, alternatif rock müzisyeni, besteci / güfteci ve bilmem daha neler, inan unuttum…

Bu ruh’a maruz kalarak sıradanlamış- gri renge boyanmış- memur’ca bu hayatı- yağlı boyayla ”yeniden doğuran” benim rönesansım: Atilla Volga’nın yeni ”teklisi” tüm dijital platformlarda…

Dinlerken, çocukluğunuza dönmeyi unutmayın!

Youtube: https://www.youtube.com/watch?v=QWg-nzQ6QmI

Spotify: https://open.spotify.com/intl-de/album/5tMM4EkuGrNldYHkOLrNu9

π