Uyutan Servet



Poverty and Wealth (Yoksulluk ve Zenginlik)


William Powell Frith , 1888 

Dilenciler kardeş diyebilir sana, yine de olabilirsin kralın biri. 


Düşten Taç (Traumgekrönt), 1896, Rainer Maria Rilke.

En çalışkan insanlar genelde sosyoekonomik olarak geride kalmış bölgelerden çıkıyor. Türkiye diasporası için düşündüğümüzde, Doğu bölgelerimizden gelenlerin hem azimli hem de batılılara kıyasla fazlasıyla çalışkan olduğunu biliriz. Batı Avrupa ülkelerinde de burslu gelen öğrencilerin çoğu Asyalılardan oluşur. Çin, Hindistan, Pakistan gibi ülkeler başta gelir.  Nasıl oldu da o yokluktan ve zorluktan tıp kazandı deriz? Nasıl oldu da yetmedi Nobel aldı hatta deriz? Aslında biraz fizik biraz da ruh bilimi bilgisi yeterlidir bunları anlamak için. Doğa dengeyi arar. İnsan da içinde kendi doğasını mutlaka dengeye getirir. Yokluktan varlık çıkarmasını bilir.

Bu yüzden, maalesef, çok varlıklı ailelerin çocukları da aile şirketlerinde devam eder olsa olsa, kendi yollarını pek nadir çizerler. Toplumdaki eşitsizlikler sadece ekonomik ve sosyal değil, aynı zamanda cinsiyet temellidir. Bu toplumsal dengesizlikler, özellikle kadınların yaşadığı zorlukları ve onların ruhsal gücünü ortaya çıkarır. Kendi talihini kendi çizenler genelde zor ekonomik şartlarda yetişenler oluyor. 

Bir şey keşfetmeli, yazmalı, çizmeli, üretmeli ki o zor koşullardan kurtulmalı, kurtulmakla kalmayıp bir de o zorlukta yaşayan anasını babasını bacısını kardeşini çekip çıkarmalı oralardan. Daha büyük bir gayeye hizmet eder zorluğun içine doğan. Kendini kurtarmakla kalmaz bir de ailemi de rahata erdirmeliyim diye hayaller kurar durur. O hayalleri ise sürekli kırbaçladığı, kırbaçlandığı için dayanıklılığını arttırdığı ruh gücüyle gerçekleştirir.

Pek kolay bir hayat, insanı gelişmeye zorlamaz. Ama pek zor bir hayat da insana sanata ve felsefeye ayıracak bir lüks olan zamanı vermez. Bu yüzden asla krallar kraliçeler gibi yaşamayı istememeli ülkemizin ve ilerlemenin bekası için, zira bu bizi geriye atar, lakin aynı şekilde çok zengin ve çok fakirlerin bir arada olduğu bir ülkede yaşamak da bizi sanatsız, felsefesiz ve hatta edebiyatsız bile bırakabilir. Zamanında, Marks ve Engels’in kurmayı düşlediği toplumun beşeri ve temel bilimleri destekleyici olduğunu görebiliyorum. Üstüne fikir beyan edilmesi hassas ve zorlayıcı konular bunlar. Her yere çekilebilir ama ben çekmenizi istemem. Ne komünist ne kapitalist bir düzeni desteklemem. Sadece keşke böylesine uçurumlar olmasa zenginle fakir arasında, diğer bir deyişle tembellik etmesine izin vermesek zenginlik içinde yüzenlere, ve bu kadar düşündürmesek köyden onca zorlukla şehre tıp, mühendislik ya da hukuk okumak için gelenin boğazından geçen lokmayı memleketteki ailesinin boğazından ne geçiyor diye düşünerek zar zor yutmasına… Yani, insan dediğin insan olana dek biraz zorlukla hamlığından pişendir. 

Son olarak, farkettim ki, paranın azlığı insanı çalıştırırken, fazlalığı pek obezleştiriyor hem zihni hem bedeni. Sanki paranın da bir dengesi olmalı. Belki ilk bakışta, fazlasından zarar gelmeyecek tek şey para diye düşünürüz, ancak kesinlikle her şeyde olduğu gibi parada da azı karar çoğu zarar. Kendi adıma konuşursam, tekrar gelsem dünyaya orta sınıf bir aileye doğmayı isterim. Yeteri kadar aşım ve kitabım olduğu müddetçe ilerlemeye devam edeceğimden eminim. Ancak fazla aş, süs, ve lüks; bilgiden caydırıcı olacak.. Paranın fazlası muhakkak zihni uyutacak. Uyuyan bir zihinle yaşamanın bir solucanınkinden daha sıkıcı ve amaçsız olacağını düşünüyorum. Sanıyorum ki, zihnim uyumadığı için bunu öngörebiliyorum.

Bu sebepten, zenginliğe değil, insanca yaşamaya kaldırıyorum çay bardağımı. 

Anne

Değeri en geç bilinen,

Paradan puldan ve şandan şöhretten,

Ve geri kalan tüm dünyevi cazibelerden daha değerli olan;

Yokluğu hissedilene dek varlığıyla durmaksızın savaşılan

Hissedilir hissedilmez ince bir kağıt gibi hâfiyâne kesen…

4 harfli kelime.

Mama

Madre

Mére

Anya

Anne…

Hırsızlık ve Siber Suçlara Karşı Önlemler

Özellikle hırsızlık oranlarının yüksek olduğu ülkelerde yaşıyorsanız, hırsızların kullandığı yöntemleri bilmek sizin için büyük avantaj sağlar. Öncelikle, Avrupa’da hırsızlık oranlarının en yüksek olduğu ilk beş ülkeyi sıralayalım: Danimarka, İsveç, Birleşik Krallık, Fransa ve Finlandiya. Eğer bu ülkelerin dünya genelinde ilk 20’ye bile giremeyeceğini düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Aslında, dünya genelinde baktığımızda bu ülkeler hâlâ ilk 10 içinde yer alıyor. İsveç’in hemen ardından Uruguay, Avustralya ve Grenada gibi ülkeler sıralamaya giriyor.

Bu durum gösteriyor ki, Batı Avrupa silahlı saldırılarda daha güvenli olarak bilinse de, internet dolandırıcılığı, hırsızlık, soygun ve bıçaklı saldırılar gibi suçlar bölgede yaygın olarak görülüyor.

Örneğin, Meksika’ya giden bir kişi hayatını korumaya odaklanırken, Batı ve Kuzey Avrupa ülkelerine seyahat edenlerin banka kartlarını, telefonlarını ve kimlik bilgilerini korumaya özen göstermeleri gerekiyor. Özellikle internet suçlarının en yoğun olduğu İngiltere’de, yalnızca isim ve soyadınızı vermeniz bile ileri düzey dolandırıcıların kart bilgilerinize ulaşmalarına olanak tanıyabilir. Bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla, dolandırıcılık ve internet suçları için ulusal ihbar merkezi olan Action Fraud, bu tehlikeyi vurgulayan bir görüntü yayınladı. İsim ve soyad üzerinden erişilebilecek tüm bilgileri gösteren bu görüntünün bağlantısını aşağıya ekliyorum. İzlemenizi ve internet suçlarına karşı bilinçli olmanızı tavsiye ederim:  [https://www.youtube.com/watch?v=yrjT8m0hcKU](https://www.youtube.com/watch?v=yrjT8m0hcKU).

Ayrıca, tüm çevrimiçi hesaplarınızda iki aşamalı kimlik doğrulama sistemini etkinleştirmeyi unutmayın. Bu işlem biraz zaman alabilir, ancak kesinlikle bu çabaya değer. Bu sayede, kartınız çalındığında telefonunuza veya e-posta adresinize gelen doğrulama kodu olmadan kimse kartınızı internet üzerinden alışverişlerde kullanamayacaktır. Bunun yanı sıra, kartınızın şifresiz kullanım limitini düşürmek de iyi bir fikir olabilir. İngiltere’de bu limit 30 pounda kadar düşürülebilir ya da temassız ödeme özelliği tamamen kapatılabilir. Bu şekilde, bankaya ulaşana dek hırsızın harcayabileceği miktarı minimumda tutmuş olursunuz.

Fiziksel hırsızlıklara karşı ise, hırsızların en sık kullandığı taktikleri bilmek faydalıdır.

Dar alanlarda (örneğin asansörde) sırtınızı ve çantanızı duvara yaslayın. Hırsızlar genellikle grup halinde çalışırlar; bir kişi önünüzde size çarparken, arkadaki kişi çantanızdan bir şeyler çalmaya çalışır. Bu tür dikkat dağıtma yöntemlerine karşı hazırlıklı olun.

Dikkatinizi dağıtıp, değerli eşyalarınızı çalmak için hırsızların tek ihtiyaç duyduğu şey bazen bir kağıt, gazete veya haritadır. Telefonunuzun önüne bir kağıt tutup size bir şey göstermeye çalışırken, diğer elini telefonunuza uzatabilirler. Bu taktiği bilmiyorsanız, ne kadar dikkatli olursanız olun telefonunuzun çalındığını fark etmeyebilirsiniz.

Size yaklaşan ve yol soran biri ya da dilenci ve dilsiz taklidi yaparak bir kağıt uzatan biri olursa, telefonunuz ve değerli eşyalarınıza dikkat edin. İyi niyetinizin kötüye kullanılabileceğini unutmayın; birkaç bin lira ve yılların birikimi olan fotoğraf ve videolarınızı kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

Son olarak, en basit ama en etkili koruma yöntemini hatırlatmak istiyorum: Dışarıya çıkarken değerli saatlerinizi ve takılarınızı takmamaya özen gösterin. Bu tür eşyalar, hırsızlar için adeta bir hedef işareti gibidir.

Ayrıca, sosyal medya paylaşımlarınızın da sizi hedef haline getirebileceğini unutmayın. Nerede olduğunuz, kişisel bilgileriniz, aile ve arkadaşlarınız… Bunların hepsi potansiyel bir suç için sizi ele veren ipuçları olabilir. Özel hayatınızı mümkün olduğunca kendinize saklayın. Tatildeyken paylaştığınız çevrimiçi hikayeler, evinize göz dikmiş bir hırsızın beklediği fırsat olabilir.

Tüm bu dijital dünyayla gelen zorluklara rağmen, bilinçli bir şekilde yaşarsak bu tür tehlikelere karşı kendimizi koruma şansımızı artırabiliriz. Ne yaparsanız yapın, siz işinizi kış tutun, yaz çıkarsa bahtınıza!

Uzm. Nöropsikolog Pınar S.

Measures Against Theft and Cybercrime

If you reside in countries with high theft rates, understanding the methods employed by thieves can be immensely beneficial. Firstly, let us list the top five European countries with the highest rates of theft: Denmark, Sweden, the United Kingdom, France, and Finland. If you believe that these countries do not even feature in the global top 20, you are mistaken. In fact, on a global scale, these countries still rank within the top 10, with Uruguay, Australia, and Grenada joining the list just after Sweden.

This indicates that, although Western Europe is perceived as safer regarding armed assaults, crimes such as cyber fraud, theft, burglary, and knife attacks are prevalent in the region.

For instance, while someone travelling to Mexico must focus on personal safety, those visiting Western and Northern European countries should be vigilant about protecting their credit cards, phones, and personal identification details. Particularly in the UK, where cybercrime is prevalent, even sharing your name and surname can enable sophisticated fraudsters to access your card details. To raise awareness, the national reporting centre for fraud and cybercrime, Action Fraud, has released a video highlighting these risks. I have included the link to this video below. I strongly recommend watching it to enhance your awareness of cybercrime: https://www.youtube.com/watch?v=yrjT8m0hcKU.

Additionally, ensure you activate two-factor authentication for all your online accounts. While this may take some time, it is certainly worth the effort. This way, if your card is stolen, no one can use it for online transactions without the verification code sent to your phone or email. Furthermore, reducing the contactless payment limit on your card is also advisable. In the UK, this limit can be lowered to as little as £30, or contactless payments can be completely disabled. This measure helps minimise the amount a thief could spend before you can report the theft to your bank.

Regarding physical theft, it is useful to be aware of the most common tactics employed by thieves.

In confined spaces (such as lifts), keep your back and bag pressed against the wall. Thieves often work in groups; one person may bump into you from the front, while another works to steal from your bag from behind. Be prepared for such distraction techniques.

Thieves may also use a piece of paper, a newspaper, or a map to divert your attention and steal your valuables. They might place a paper in front of your phone and attempt to show you something while subtly moving your phone. If you are unfamiliar with this tactic, you might not notice the theft despite your vigilance.

If someone approaches you asking for directions or pretending to be a beggar or mute while holding a piece of paper, keep a close eye on your phone and valuables. Your goodwill might be exploited, risking the loss of thousands of pounds and your cherished photos and videos.

Finally, I would like to emphasise the simplest yet most effective protection measure: avoid wearing valuable watches and jewellery when you go out. Such items can quickly make you a target for thieves.

Moreover, be aware that social media posts can also make you a target. Details about your location, personal information, family, and friends can all serve as potential clues for criminals. Keep your private life as discreet as possible. Sharing online instagram stories while on holiday could alert a thief to target your home.

Despite the challenges presented by the digital world, living with awareness can significantly reduce the risk of falling victim to such threats. Whatever you do, always stay prepared; prepare for winter, and if summer comes, consider it a bonus!

πnar

Skyrocketing Crime Rates in London

In recent years, crime rates have been rapidly increasing, reaching a peak, especially after the pandemic. The boldness and ruthlessness of criminals are also accompanying this rise. I have been regularly visiting London for about 15 years, and I lived here for a few years. During this time, one thing has caught my attention: Crime rates, especially theft, robbery, knife attacks, and drug dealing, are skyrocketing.

According to 2023 police data, a phone was stolen every 6 minutes in London. This year, that number has likely increased even further. While we don’t have annual data yet, it’s highly probable that now a phone is stolen every 4 minutes.

London is becoming a more unsafe city with each passing year. Even though it’s considered one of the capitals of the world economy, it’s not easy to walk around London without feeling uneasy anymore. It’s quite possible to see people shoplifting in stores. Or in the very heart of London, in broad daylight, you might witness a migrant attacking a mother and her daughter with a knife. Unfortunately, just a few days ago in Leicester Square, an 11-year-old girl was stabbed in a crowded square by a Romanian man. Or two weeks ago, in one of the busiest train stations, a mother waiting with her children was attacked by a group of people who stole her valuable watch. A week ago, in the same place, a young girl underage had a knife pulled on her, and her phone was forcibly taken… And just two days ago, a 28-year-old man was caught after stealing 24 phones while on a bike…

These are just incidents from the past two weeks that I picked out. Today, I saw Simon Cowell’s statement in the newspaper: “I’m putting my million-dollar house in Holland Park up for sale because we can no longer live in fear of being robbed with my family.”

Everyone, from 7 to 70, is living in fear. Those born and raised in London are uneasy, as are the celebrities who moved here from other cities to start a family.

Last Sunday, my phone was stolen by an Eastern European migrant girl. While I was reading the newspaper in one of London’s supposedly safe parks, this girl, pretending to be a beggar and mute, stole my phone by hiding it behind a piece of paper filled with meaningless letters that she placed over it on the grass. However, the interesting thing was that instead of running away after stealing, the thief calmly approached someone nearby and asked for money from them as well. She even tried to steal their phone. I was focused on my newspaper instead of watching the event, and when I realized my phone was gone, I asked the other person and understood the situation… But it was too late. The thief might have been nearby, but there was a very high chance she was carrying a knife. Perhaps my late realization saved me from being stabbed.

The thief’s bold and calm demeanor was striking. Despite stealing my phone, she wasn’t satisfied and wanted to steal the phones of the people around her too. She must have noticed that I was so engrossed in the newspaper that I couldn’t realize my phone was gone. If she wasn’t aware, this was a brazen kind of complacency. Because if I had been someone who frequently checks their phone, I would have realized what happened as soon as the girl left. Maybe she would have been caught. However, she continued to calmly pretend to be a beggar. She never ran away…

After this theft, my happy life in London seems to have been engulfed in a cloud of fog. I realized that the thefts and attacks reported in the newspapers every day were not just mere news.

David and Victoria Beckham are reducing their fears by placing security guards in front of their home. Simon Cowell, on the other hand, is changing cities…

So, what should those who can’t afford to hire security or move to another city do?

In London, you need to be constantly on alert and careful. Those with nomophobia (fear of being without a phone) shouldn’t walk the streets with their phones in their hands; bike-riding thieves can appear at any moment.

And it’s worth realizing that Europe is not safer than Turkey. Despite those who label Turkey as part of the Middle East, are there people here who feel much safer in Turkey than in Europe?

Londra 2024: Artan Suç Dalgası

Son yıllarda hızla artan suç oranları, özellikle salgın sonrasında zirve yaptı. Suçluların cesareti ve acımasızlığı da bu artışa eşlik ediyor. Londra’yı yaklaşık 15 yıldır düzenli olarak ziyaret ediyorum ve birkaç yıl burada yaşadım. Bu süre zarfında dikkatimi çeken bir şey var. Suç oranları, özellikle hırsızlık, soygun, bıçaklı saldırı ve uyuşturucu satıcılığı füze gibi yükseliyor.

2023 yılı polis verilerine göre, Londra’da her 6 dakikada bir telefon çalınıyordu. Bu yıl bu sayı muhtemelen daha da arttı. Henüz elimizde yıllık bir veri yok, ancak büyük olasılıkla artık her 4 dakikada bir telefon çalınıyor.

Londra, her geçen yıl daha güvensiz bir şehir haline geliyor. Dünya ekonomisinin başkentlerinden biri olarak kabul edilse de Londra’da artık tedirgin olmadan gezmek pek mümkün değil. Marketlerde hırsızlık yapan insanları görmek gayet olası. Ya da Londra’nın tam merkezinde, gün ortasında bir göçmenin bir anne ve kızına bıçaklı saldırıda bulunduğunu görmek mümkündür. Maalesef birkaç gün önce Leicester Square’de, 11 yaşındaki bir kız çocuğu, kalabalık bir meydanda Romanyalı bir adam tarafından bıçaklandı. Veya 2 hafta önce, en işlek tren garlarından birinde, çocuklarıyla bekleyen bir annenin birkaç kişi tarafından saldırıya uğrayıp değerli saatinin çalınması… Bir hafta önce, aynı yerde, reşit olmayan bir genç kıza bıçak çekilip telefonunun zorla alınması… Daha 2 gün önce ise, bisiklet üzerinde 24 telefon çalan 28 yaşındaki bir gencin yakalanması…

Bunların hepsi son 2 haftadan seçtiğim olaylar. Bugün gazetede Simon Cowell’ın açıklamasını gördüm: “Ailemle soyulma korkusuyla daha fazla yaşayamayacağımız için Holland Park’taki milyon dolarlık evimi satışa çıkarıyorum.”

7’den 70’e herkes korku içinde. Londra’da doğup büyüyenler de tedirgin, başka şehirlerden gelip burada aile kuran ünlüler de.

Geçen pazar benim de telefonum bir Doğu Avrupalı göçmen kız tarafından çalındı. Londra’nın güvenli sayılan parklarından birinde gazete okurken, dilenci ve dilsiz taklidi yapan bu kız çimlerin üzerinde duran telefonumu anlamsız harflerle dolu bir kağıdın arkasına saklayarak çaldı. Ancak ilginç olan, hırsızın çalıp kaçmak yerine, sakin bir şekilde yakındaki birine yaklaşıp ondan da para istemesiydi. Ayrıca, telefonunu çalmaya girişmesiydi. Olayı izlemek yerine gazeteye odaklanmıştım ve telefonumun kaybolduğunu fark ettiğimde, diğer kıza sorup durumu anladım… Ancak iş işten geçmişti. Hırsız belki yakındaydı, ama bıçak taşıyor olma ihtimali çok yüksekti. Belki geç fark etmem, bıçaklanmamı engelledi.

Hırsızın cesur ve sakin tavrı dikkat çekiciydi. Telefonumu çalmasına rağmen gözü doymamış, yanındaki insanların da telefonlarını çalmak istemişti. Telefonumun çalındığını fark edemeyecek kadar gazeteye gömüldüğümü fark etmiş olmalı. Eğer farkında değilse, bu açgözlü bir rahatlık. Çünkü telefonumu sık sık kontrol eden biri olsaydım, kız gider gitmez durumu fark ederdim. Belki yakalanmış olurdu. Ancak, o sakin bir şekilde dilenci taklidine devam etti. Asla koşarak uzaklaşmadı…

Bu hırsızlıktan sonra Londra’daki mutlu yaşamım adeta bir sis bulutuna gömüldü. Her gün gazetelerde yer alan hırsızlık ve saldırıların sadece birer haber olmadığını anladım.

David ve Victoria Beckham evlerinin önüne koruma dikerek bu korkularını azaltıyor. Simon Cowell ise şehir değiştirerek…  

Peki, koruma tutamayacak veya başka bir şehre taşınamayacak olanlar ne yapmalı?

Londra’da her an diken üstünde ve dikkatli olmalı. Nomofobisi (telefonsuz kalmaktan korkmak) olanlar, telefonlarını ellerinde tutarak sokaklarda yürümemeli; çünkü bisikletli hırsızlar her an ortaya çıkabilir.

Ve Avrupa’nın Türkiye’den daha güvenli olmadığını fark etmekte fayda var. Türkiye’ye Orta Doğu yaftası yapıştıranlara rağmen, Türkiye’de Avrupa’dan çok daha güvende hissedenler burada mı?

Uzman Nöropsikolog Pinar Sengul

Tenin

Dün gece tenindeydi dudaklarım

Tenin vardı önce,

Ama teninin altındaki ruhun kayıptı.

Sonra teninden geçmeye çalışan dudaklarım vardı.

Ama geçemediler…

Dün aramızda buzullar vardı.

Erimeyecek kadar soğuktu oysa

Sabah ağlıyordum üşümekten

Ağlarken eridi buzlar

Tenin vardı sonra,

Ve teninden buharlaşan sevdamız.