Yanımda et yiyenlere bol saygı!

Birebirde tartışmalara girecek ve kimseye sıfırdan etik, çevrecilik ve dahası birlikte yemeğe çıktığın insanın duyarlılıklarına hoşgörülü davranmayı öğretemeyeceğim.

Bunlara vaktim yok!

Zaten bunu konuşmak zorunda kaldığım kimse hayatımda kalıcı da olmadı, hele hele dost hiç olmadı.

Benimle böyle tartışmalara girmişseniz, içinizde bana karşı bir hoşgörü olmadığına kaniyim.

Yaklaşık 15 yıldır bu konu üzerine konuştuğum maalesef yüzlerce insan benim veri analizim için geniş bir örneklem oluşturuyorlar. Ve bir kez dahi olsun, aralarında ”haklısın, hassasiyetlere hoşgörülü yaklaşmak gerekiyor.” diyen çıkmadı.

Bana eğer neden seninleyken vegan restoranlara gidiyoruz, neden yanında rahat rahat bir kuzu çevirme yiyemiyorum gibi alçak şakalar yapıyorsanız, zaten mutlaka sonunda iletişimimiz keskin bir şekilde sonlanacak.

Sizde yüzde 99,9’dansınız. Tebrikler. Tam bir kamu insanısınız. Sizler bilim için gerekli olan normal eğrinin 0 noktasısınız. Normal değerler diye bahsettiğimiz referans hattı sizlersiniz.

İşte geriye kalan, sizden farklı olan, hoşgörüyü içgüdüsel olarak gösterebilen o çok küçük bir insan grubunu doğrudan aykırı değer yapan da sizlersiniz.

Ben normal eğriyi bozanlardanım, o aykırı değerlerdenim. Ve o aykırı değerleri kalbime almaktayım. İletişimle insanların birbirlerini ne kolay zehirleyebileceğini anlayalı, bir elin parmağı kadar insanı alıyorum iletişim sahama.

Siz normal dağılım sağlayanlar, yani veganlık mı? yani sen et yemiyorsun diye biz de yanında yemeyelim mi? hayvanları sevmek için onların yediği otu yememek lazım! ben sana vegan olduğun için saygı duyuyorum, bak ot yemene karışmıyorum, sen de benim etime karışma, yanında seni yıllarca travmatize eden, belki mezbahalarda kanlar içinde can çekişen hayvanların acı içinde gözlerinden akan yaşları gördükten sonra uykusuz uzun geceler geçiren vegan arkadaşınla görüşür görüşürmez onun için acıyı çağrıştıran, et kokusundan midesini bulandıran psikolojik tepkisini hiç düşünmeyerek, hatta daha da fenası, bunu bilerek, inadına, onu rahatsız etmek, onun rahatsızlığından bir zevk alarak et yiyeceğim diye tutturuyorsan, kendine kendin gibi hoşgörüsüz dostlar edin.

Benim kalbimde hoşgörüsüz hiçbir insana yer ve bol kitlenizle tükettiğiniz o eski tahammül yok.

Sizler ancak benim hayatıma bir deneyin katılımcısı olarak girer ve çıkarsınız.

Ben sizlerle, çok konuştum. Sizlere çok kez anlattım.

Neden et görünce ölü bir buzağı cesedi gördüğümü..

Neden bunları öğrendikten sonra vegan olduğumu…

Kokusunun görünüşünün ve hatta bahsinin bile rahatsız edici olduğunu.

Ve bunları gözüme soka soka bahsetmelerinizin ve göstermelerinizin dostane olmadığını farkındayım.

Bir oyun belki sizin için, bir inatlaşma, ve çocuklarda görülen bir can acıtma sevdası, egosantrizm ve sadizm…

Ama ben bunlardan çoktan yoruldum.

Hayatıma giren hiç kimseye neden vegan olduğumu anlatamayacak kadar sıkıldım.

Hayatıma giren insanın vegan bir insanın felsefesini ve duygu dünyasını anlayacak kadar kendisini geliştirmiş olmasını bekliyorum.

Bu bilincin içinde, absürd şakalar, benimle yapılan o nadir yemek toplantısında et yenmenin istenmesi, ve veganların et yemeyerek dünyada büyük bir inek popülasyonu yaratıp, yaratacağı o na mümkün bütün o hikayeler de dahil.

Bunlarla bana gelen sizlerden inanın çok var…

Ve sizlere maruz kalmamak için insanın tamamen izole yaşaması gerekiyor. Çünkü siz her yerdesiniz. Nereye baksam siz varsınız.

Siz olmayanlarla karşılaştığımda ise o insanla dost olmuş oluyorum.

Ama o kadar çoksunuz ki çok yoruldum sizlerle iletişmeye çalışırken, ve belki de bir şeyleri anlatabilirim diye umarken…

Ben sizlere izahatten vazgeçtim. Çünkü her denemem başarısızlıkla sonlandı.

Bir de doludizgin bir zaman ve umut kaybıyla.

Ben hayatımda neden yanımda et yemeyi teklif etmeyecek insanları istediğimi burada da açıklamayacağım.

Çünkü bunun izahata gereği olmamalı.

İzah etmem gereken birisiyseniz, zaten yanlış bir arkadaşsınız.

Oturduğum masada karşımda bir kuzunun bacağını iştahla ısıran ve bunun benim hassasiyetime karşı yapılan bir gövde gösterisi olduğunu bildiğim biriyle aynı masada oturup yemek yemem.

Karşısınızda hayvan ölüsünden kokusundan görüntüsünden hem psikolojik, hem duygusal hem de fizyolojik sebeplerle rahatsızlık duyan birisi olduğunu biliyorsanız, yanında etsiz yenebilecek yüzlerce seçenekten birini seçerek hoşgörülü olabilirsiniz.

Olmuyorsanız da benle yemeğe çıkmayın.

İnada inat, bir öğününde et yemeden duramayacak bir insansınız belli ki.

Paylaşacaklarımız bu masaya kadarmış!

Dipnot: ”Ben vegana saygı duyuyorum, o da o zaman bana duysun.”

Tamam, teşekkür ederim, karşında roka yememe saygı duyduğun için.

Kesinlikle çok uygun bir analoji. Sizi rokamın kokusuyla, görüntüsüyle, ve geçmişiyle mutlaka benzer derecede rahatsız ediyor olmalıyım, ama siz buna rağmen benim vegan beslenmeme saygı duyup salatamdan rahatsız olmadınız.

Ben de bu saygıyı tabii ki iade ediyorum, kan ve metal kokusuyla, uzuvlarını gösteren kemikleriyle, acı dolu geçmişiyle beni baştan aşağı irkilten etinizi, afiyetle yiyebilirsiniz.

Ama tabii benden çok uzaklarda 🙂 !

Sorulara ve genişletişmiş tartışmalara ve sorulara kapalıyım, sizin için muhtemelen ilk, benim için ise bininci tekrar…

-Sizlerden olmayan.

Yanımda et yiyenlere bol saygı!” için 2 yorum

  1. vegan titrini kullanmak insanı otomatik olarak aktivist, çevresindeki insanları da barbar konumuna taşıyor. sizin vegan olduğunuzu bilen ve vegan olmayan herkes ya durumunu sorgulamasını gerektiren mevcudiyetinizden ya da sorgulamayı reddedişinden kaynaklı bir anksiyete yaşıyor. vegan titrini kullanarak belki kendi açımızdan diğerlerinden üstün ahlaklı olduğumuzun değil hayvan istismarının ahlaki dilemmasını imlemek istiyoruz ama yine de bu vegan olmayanların bu kelime karşısında tetiklenmesini önlemiyor. çoğu insan daha da katılaşıp antivegan bir yere giderken, biz de daha çok soyutlanarak yalnızlaşıyoruz. ortak vicdanın aynı şeyi söylediği aslında derinde mutabık olduğumuz bir konuda kutuplaşıyoruz. bu anlamda vegan kimliğinin faydadan çok zararı olduğunu düşünüyorum.

    kelimelerin bir akım yaratarak kitleleri peşinden sürükleme gücünü de savunamıyorum. lakin bu bir trend değil, varoluşsal bir gerçekle hizalanma hareketidir. sadece moda olduğu için vegan olan insanların ne kadar hızlı bundan vazgeçebildiğini gözlemleyince vegan kelimesinin bu konuda da hayvan özgürlüğüne bir katkı sağladığını düşünmek mümkün olmuyor.

    kelime sadece ayrıştırıyor, ötekileştiriyor, hareketi özünden koparıp kimlik siyasetinin ve piyasanın sömürü araçları arasına katıyor. söylediklerimin ters duyulduğunun farkındayım ama ben de bunları 10 yılı aşkın bir süredir aktivizm yapan bir vegan olarak söylüyorum. sevgiler ve kolaylıklar dilerim.

    Liked by 1 kişi

    1. Veganlik erdemli ve üstün ahlakli bir yaşam stilidir, buna karşı kendini aşağı gören insanlar da üstün ahlaka kolaylıkla geçiş yapabilir. Ne mutlu ki Veganlık doğuştan gelen, babadan oğla aktarılan bir titr değil, insanın kolaylıkla karar vererek değiştirebileceği bir ahlaki seçimdir. Herkesi üstün ahlaka davet ediyorum.

      Beğen

Yorum bırakın