Rüyamdaki küçük kız

Rüyamda o küçük kızı gördüm, daha 7’ye basmamış.

Annesi ve babası kavga ederken yere oturup duvara yaslanmış, dizlerini göğsüne çekmiş, orada öylece duruyor. Ağlamıyor; kavgaları ve bağırışmaları kanıksamış.

Ama bir yerde de acı çektiğini tahmin edebiliyorum. Kavga işitmekten bıkkın.

Gidip saçlarını okşuyorum. “Büyüyünce hiç evlenmek istemiyorsun, değil mi?” diye soruyorum. Başını yukarı aşağı sallıyor.

Yaşı daha altı küsur — Piaget’nin işlem öncesi döneminde hâlâ. Doğum gününe az kalmış; yazın 7 olacak. Yazın artık “Somut işlemler evresi”ne geçecek. O zaman bazı şeyleri daha iyi anlayabilecek.

Mesela bir kız çocuğu tanırdım — yaşını tam bilemiyorum; yaşı işte çocuktu. Anne ve babasının her kavgasında onların ayrılmasını isterdi, boşanın diye gidip annesine yalvarırdı. Ama hep öyle değilmiş; erken çocukluk zamanlarında barışsınlar istermiş. Bakmış ki kavgalar hiç sönmüyor ve bu bir döngü. Çocuk o döngüyü anlayacak yaşa geldiğinde (ki yine yaşı çocuk — ilkokul çağları) “Boşanın anne, ne olur” diye yalvarırmış.

O kızı anımsattı bu küçük kız bana. Ama yaşı belki o çocuktan daha mı büyüktü, ne — rüyamdaki bu kız, birlikteliklerinin verdiği acıyı henüz algılayamamış olabilir. Rüyamda anne ve babasına “Hadi barışın” deyince mutlu oluyor gibi; hâlâ o uçsuz bucaksız kavgaların bitebileceğine kanabiliyor. Sınırda işte. Yakında o da bitsin, ayrılsınlar isteyecek; ama emin değilim şu an tam olarak nerede olduğundan. Hâlâ barışıp mutlu olabileceklerine inanan o çocuksu tarafı belki de daha baskın.

Başını okşuyorum. “Bir kız tanırdım, o da senin gibi kavga içinde büyümüş. Çok üzülürmüş ama büyüyünce çok güçlü bir kız olmuş. Sen de öyle olacaksın, merak etme,” diyorum.

O belki o an güçlü olmak istemiyor. Sadece kavganın yokluğunu istiyor.

Belki de çok öncelerde tanıdığım o kız gibi, iki ayrı evde kavgasız bir hayat hayal ediyor.

Belki de bunları düşünebilmek için hâlâ çok küçük.

Ama tek evde, bu kavgalarla hayat güzel geçmeyecek; bıkkınlığı yüzünden görülüyor.

O kızı bir daha görmek istiyorum. Onu kavgasız, neşeli müziklerle dolu yerlere götürüp dans ettirmek istiyorum. Bilmem… öyle işte.

Yorum bırakın