Zihnimde bir imge.
imgemde deniz.
denizde sen.
sende, tam olarak kucağında ben.
biz, dutvolide.
dutvoli memlekette.
memleket nerede.
iki arada bir derede.
Zihnimde bir imge.
imgemde deniz.
denizde sen.
sende, tam olarak kucağında ben.
biz, dutvolide.
dutvoli memlekette.
memleket nerede.
iki arada bir derede.
Bu blog gönderisinin devamına ve yalnızca abonelere özel içeriklere erişim sağlamak için abone olun.
Dün gece tenindeydi dudaklarım
Tenin vardı önce,
Ama teninin altındaki ruhun kayıptı.
Sonra teninden geçmeye çalışan dudaklarım vardı.
Ama geçemediler…
Dün aramızda buzullar vardı.
Erimeyecek kadar soğuktu oysa
Sabah ağlıyordum üşümekten
Ağlarken eridi buzlar
Tenin vardı sonra,
Ve teninden buharlaşan sevdamız.
“Önce insan,
sonra şair olmamız lazım.” demiş
şair Abdülkadir Budak.
Bense insan olamadım daha.
Önce şair olarak başlıyorum bu işe.
Kim bilir, daha ehil geçerim bu sayede
Karmaşadan sadeliğe.
Bütün kurtlar bana,
Ben o aslana aşığım.
Hep böyle bir yerlerden kaçmak niye?
Her yerde göçebe olmak ne diye?
Bir kez bulduğum o evi,
Sil baştan aramak niye?
İçimde şiir yok bugün
Şiirsiz yaşayanlara imreniyorum.
O yüzden ben de şiirsizim şu an.
Gittiği kadar…
Varlığı zehir,
Yokluğu şiir oldu.
Varlığında esir,
Yokluğunda şair oldum.
Ben onu yaşıyorum içimde,
Ondan haber alıyorum sakince,
İçime dönerek sadece
Biliyorum o şimdi nerede…
Ben onu büyütüyorum içimde.
Onla konuşmaksızın, sessizce
Elimi bile koymadan kalbime
Biliyorum o şimdi bir tek bende.
Ben onu koruyorum her yerde.
O yutarken sözlerini kelimelerce
”Göster gücünü” diyerek sevdiğime
Biliyorum bir gün söyleyebilecek
Hem gökte hem de yerde…
İnsanlar bile bile sigara içer,
Yetmedi ot içer
Bazısı hap atar
Yetmez damardan verir uyuşturucuyu.
Herkes bir şekilde zehirler kendini.
Öyle ya da böyle.
Yediğiyle, içtiğiyle ya da bir başka şeyle…
Ben de sevdiğimle zehirliyorum kendimi.
Diğer zehirler kesmiyor işte beni.
Ancak sevdanın acımtırak tadıyla,
Hiç pıhtılaşmayan o kan hücreleri.
Ve her seferinde aynı acıyla ciyaklayan
Sonra can havliyle bu yaradan kaçan
Ve kesen o bıçağa benzin mum gibi dönüp
Tekrar tekrar kapanmış yaralı kanatan,
İşte tam da bu sevdayla zehirliyorum ben kendimi.
Ondan akan zehri kana kana içtikçe,
Panzehir üretiyorum belki git gide.
Oysa bu panzehri baştan aşağı şaşırtacak
Yeni bir zehir lazım şimdi bize.