Tenin

Dün gece tenindeydi dudaklarım

Tenin vardı önce,

Ama teninin altındaki ruhun kayıptı.

Sonra teninden geçmeye çalışan dudaklarım vardı.

Ama geçemediler…

Dün aramızda buzullar vardı.

Erimeyecek kadar soğuktu oysa

Sabah ağlıyordum üşümekten

Ağlarken eridi buzlar

Tenin vardı sonra,

Ve teninden buharlaşan sevdamız.

Onu Hissetmek

Ben onu yaşıyorum içimde, 

Ondan haber alıyorum sakince,

İçime dönerek sadece

Biliyorum o şimdi nerede… 


Ben onu büyütüyorum içimde. 

Onla konuşmaksızın, sessizce

Elimi bile koymadan kalbime 

Biliyorum o şimdi bir tek bende.


Ben onu koruyorum her yerde.

O yutarken sözlerini kelimelerce

”Göster gücünü” diyerek sevdiğime

Biliyorum bir gün söyleyebilecek

Hem gökte hem de yerde…

Panzehir

İnsanlar bile bile sigara içer,

Yetmedi ot içer

Bazısı hap atar

Yetmez damardan verir uyuşturucuyu.

Herkes bir şekilde zehirler kendini.

Öyle ya da böyle.

Yediğiyle, içtiğiyle ya da bir başka şeyle…

Ben de sevdiğimle zehirliyorum kendimi.

Diğer zehirler kesmiyor işte beni.

Ancak sevdanın acımtırak tadıyla,

Hiç pıhtılaşmayan o kan hücreleri.

Ve her seferinde aynı acıyla ciyaklayan

Sonra can havliyle bu yaradan kaçan

Ve kesen o bıçağa benzin mum gibi dönüp

Tekrar tekrar kapanmış yaralı kanatan,

İşte tam da bu sevdayla zehirliyorum ben kendimi.

Ondan akan zehri kana kana içtikçe,

Panzehir üretiyorum belki git gide.

Oysa bu panzehri baştan aşağı şaşırtacak

Yeni bir zehir lazım şimdi bize.