Alerji Testi
Hayatta en sevmediğim şeylerden biri belirsizliktir. Beni tanıyanlar bilir; net, kesin ve üzerinde düşünülmüş bir bilgi kadar bana huzur veren başka bir şey yoktur. Bu yüzden, uzun zamandır süregelen fiziksel rahatsızlıklarımı çözmek için alerji testi yaptırmaya karar verdim.
Test sonuçlarına göre, domuz ve tavuk başta olmak üzere belli proteinlere ciddi anlamda hassasiyetim var. Ama işin tuhafı, bu hassasiyet sadece yediklerimle sınırlı değil. Yani yanımda birisi tavuk yerken bile rahatsızlık hissetmemin bir sebebi varmış. Bu bilgi beni hem şaşırttı hem de, itiraf edeyim, içten içe mutlu etti. Çünkü artık “abartıyorsun” diyenlere verecek bilimsel bir cevabım var.
Aynı Sofrada Tavuk Tabağı
Tavuk ve domuz alerjisi, sadece yemek yememekle çözülebilecek kadar basit değil. Tavuk proteini olan Gal d 5, yalnızca tavuğu tükettiğinizde değil, havaya karışan mikroskobik partiküllerle bile sizi etkileyebiliyor. Tavuk pişirilirken yayılan buhar veya masadaki birinin çatalından sıçrayan minik damlacıklar… İşte mesele tam da burada başlıyor.
Eğer ciddi bir alerjiniz varsa, çevrenizde tavuğun hazırlanması, hatta sadece tüketilmesi bile sizi etkileyebilir. Çünkü bu proteinler, solunum yoluyla bile vücuda girerek bağışıklık sisteminizi tetikliyor. Özellikle tavuk serum albüminine (Gal d 5) duyarlıysanız, bu mikroskobik düzeyde bir protein bile reaksiyona yol açabilir. Yani, “abartıyorsun, yan masada tavuk yiyorlar diye ne olacak ki?” diyenlerin, aslında meseleye ne kadar uzak olduğunu görmek benim için göz açıcı oldu. O masum görünen tabak, bana nefes almakta zorlanacak kadar büyük bir sorun yaratabiliyor.
Domuzdan Kaçış: Hikayenin Diğer Yüzü
Domuz alerjim, biraz daha “görünmez” bir düşman. Çünkü domuz, sadece et olarak değil, domuz serum albümini (pork serum albumin) gibi proteinlerle de hayatımıza sızabiliyor. Bu protein, jelatin gibi hayvansal yan ürünlerde de bulunabiliyor. Özellikle ilaç kapsüllerinde, tatlılarda veya hazır gıdalarda karşımıza çıkan bu yan ürünler, farkında bile olmadan alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor.
Dahası, domuz serum albümininin kedilere özgü Fel d 2 proteini ile çapraz reaktivite gösterebilmesi, bu durumu daha da karmaşık hale getiriyor. Yani, eğer kedi alerjiniz varsa, domuz alerjisi yaşama olasılığınız artıyor. Bu bilgi hem içgüdülerimi doğruladı hem de beni daha dikkatli biri olmaya itti.
Yaşadıklarımla Öğrendiğim Şey
Bunu yaşarken öğrendiğim en önemli şeylerden biri, bir şeyin sizi nasıl etkilediğini gerçekten anlamanın gücüdür. İnsanlar anlamadıkları şeyi küçümseme eğilimindedir. Alerji testimi yaptırmadan önce, rahatsızlıklarımı anlatmaya çalıştığımda aldığım tepkiler genelde “bir şey olmaz” veya “herkes biraz hassastır” gibi hafifletici yorumlarla sınırlı kalmıyordu. Çoğu zaman “bencilsin,” “narsistsin” ve “sadece kendin için fedakarlık yapılmasını istiyorsun” gibi daha ağır ithamlara da maruz kaldım.
Bu tepkiler bana, bu insanlarla ilişkimi sürdürmekte artık bir anlam kalmadığını gösterdi. En basit duyarlılığıma bile bu kadar hoşgörüsüz yaklaşmaları, hem benim rahatsızlığıma duydukları saygısızlık hem de beni nahoş etiketlerle tanımlayarak dostluk kurumuna tamamen aykırı, düşmanca bir tavırdı.

Sınır Çizmenin Gücü
Bu deneyim bana şunu öğretti: Kendini anlamak ve buna göre sınırlarını çizmek, yalnızca bir zorunluluk değil, aynı zamanda bir özgürlüktür. Ve gücün sadece kendini anlamaktan değil, aynı anlayışı karşındaki insana gösterebilmekten de geçtiğini öğrendim. Hoşgörüsüzlük bir zayıflık, empati ise insan olmanın en güçlü yanı.
Eğer biri, sizin rahatsızlıklarınızı küçümsüyor ve kendi konforunuza dair sınırlarınızı reddediyorsa, bu durum onun empati kapasitesinin zayıflığından kaynaklanır. Anlayış göstermeyen bir insana empati beklemek de, ne yazık ki boş bir çaba olur.
SONUÇ: BİLİNÇLİ SEÇİMLERİN GÜCÜ
Alerji testi yaptırmadan önce sürekli “neden böyle hissediyorum?” diye kendime soruyordum. Artık cevaplarım var ve bu cevaplar sadece fiziksel rahatsızlıklarımı değil, çevremle kurduğum ilişkileri de yeniden değerlendirmeme yardımcı oldu. Yanımda biri tavuk yerken hissettiğim rahatsızlık bir muamma değil; açıklaması olan, net bir gerçek.
Bir daha biri “abartıyorsun” yahut “bencilsin” dediğinde, onlara hatırlatmak isteyeceğim şey şu: Güç, kendini anlamakla başlar. Ama aynı zamanda karşındakine de aynı anlayışı gösterebilmekle tamamlanır. Ve ben, hem kendime hem de çevremdeki insanlara anlayış göstermeyi hayatımın bir parçası haline getirirken, bunu hak etmeyen insanlarla zaman kaybetmemeyi de öğrendim.
Bilim bize cevaplar verir, ama asıl güç, bu cevaplarla insan gibi hareket etmeyi başarabilmektir. Anlayış, hem kendimize hem başkalarına duyduğumuz saygının gerçek ölçüsüdür.
π
