Londra 2024: Artan Suç Dalgası

Son yıllarda hızla artan suç oranları, özellikle salgın sonrasında zirve yaptı. Suçluların cesareti ve acımasızlığı da bu artışa eşlik ediyor. Londra’yı yaklaşık 15 yıldır düzenli olarak ziyaret ediyorum ve birkaç yıl burada yaşadım. Bu süre zarfında dikkatimi çeken bir şey var. Suç oranları, özellikle hırsızlık, soygun, bıçaklı saldırı ve uyuşturucu satıcılığı füze gibi yükseliyor.

2023 yılı polis verilerine göre, Londra’da her 6 dakikada bir telefon çalınıyordu. Bu yıl bu sayı muhtemelen daha da arttı. Henüz elimizde yıllık bir veri yok, ancak büyük olasılıkla artık her 4 dakikada bir telefon çalınıyor.

Londra, her geçen yıl daha güvensiz bir şehir haline geliyor. Dünya ekonomisinin başkentlerinden biri olarak kabul edilse de Londra’da artık tedirgin olmadan gezmek pek mümkün değil. Marketlerde hırsızlık yapan insanları görmek gayet olası. Ya da Londra’nın tam merkezinde, gün ortasında bir göçmenin bir anne ve kızına bıçaklı saldırıda bulunduğunu görmek mümkündür. Maalesef birkaç gün önce Leicester Square’de, 11 yaşındaki bir kız çocuğu, kalabalık bir meydanda Romanyalı bir adam tarafından bıçaklandı. Veya 2 hafta önce, en işlek tren garlarından birinde, çocuklarıyla bekleyen bir annenin birkaç kişi tarafından saldırıya uğrayıp değerli saatinin çalınması… Bir hafta önce, aynı yerde, reşit olmayan bir genç kıza bıçak çekilip telefonunun zorla alınması… Daha 2 gün önce ise, bisiklet üzerinde 24 telefon çalan 28 yaşındaki bir gencin yakalanması…

Bunların hepsi son 2 haftadan seçtiğim olaylar. Bugün gazetede Simon Cowell’ın açıklamasını gördüm: “Ailemle soyulma korkusuyla daha fazla yaşayamayacağımız için Holland Park’taki milyon dolarlık evimi satışa çıkarıyorum.”

7’den 70’e herkes korku içinde. Londra’da doğup büyüyenler de tedirgin, başka şehirlerden gelip burada aile kuran ünlüler de.

Geçen pazar benim de telefonum bir Doğu Avrupalı göçmen kız tarafından çalındı. Londra’nın güvenli sayılan parklarından birinde gazete okurken, dilenci ve dilsiz taklidi yapan bu kız çimlerin üzerinde duran telefonumu anlamsız harflerle dolu bir kağıdın arkasına saklayarak çaldı. Ancak ilginç olan, hırsızın çalıp kaçmak yerine, sakin bir şekilde yakındaki birine yaklaşıp ondan da para istemesiydi. Ayrıca, telefonunu çalmaya girişmesiydi. Olayı izlemek yerine gazeteye odaklanmıştım ve telefonumun kaybolduğunu fark ettiğimde, diğer kıza sorup durumu anladım… Ancak iş işten geçmişti. Hırsız belki yakındaydı, ama bıçak taşıyor olma ihtimali çok yüksekti. Belki geç fark etmem, bıçaklanmamı engelledi.

Hırsızın cesur ve sakin tavrı dikkat çekiciydi. Telefonumu çalmasına rağmen gözü doymamış, yanındaki insanların da telefonlarını çalmak istemişti. Telefonumun çalındığını fark edemeyecek kadar gazeteye gömüldüğümü fark etmiş olmalı. Eğer farkında değilse, bu açgözlü bir rahatlık. Çünkü telefonumu sık sık kontrol eden biri olsaydım, kız gider gitmez durumu fark ederdim. Belki yakalanmış olurdu. Ancak, o sakin bir şekilde dilenci taklidine devam etti. Asla koşarak uzaklaşmadı…

Bu hırsızlıktan sonra Londra’daki mutlu yaşamım adeta bir sis bulutuna gömüldü. Her gün gazetelerde yer alan hırsızlık ve saldırıların sadece birer haber olmadığını anladım.

David ve Victoria Beckham evlerinin önüne koruma dikerek bu korkularını azaltıyor. Simon Cowell ise şehir değiştirerek…  

Peki, koruma tutamayacak veya başka bir şehre taşınamayacak olanlar ne yapmalı?

Londra’da her an diken üstünde ve dikkatli olmalı. Nomofobisi (telefonsuz kalmaktan korkmak) olanlar, telefonlarını ellerinde tutarak sokaklarda yürümemeli; çünkü bisikletli hırsızlar her an ortaya çıkabilir.

Ve Avrupa’nın Türkiye’den daha güvenli olmadığını fark etmekte fayda var. Türkiye’ye Orta Doğu yaftası yapıştıranlara rağmen, Türkiye’de Avrupa’dan çok daha güvende hissedenler burada mı?

Uzman Nöropsikolog Pinar Sengul

Yorum bırakın