Ortada Kaldım- Atilla Volga

Müzikal dehasına hayran olduğum Atilla Volga’nın yeni şarkısını paylaşıyorum. İsim babalığını Türkiye’nin rakipsiz en başarılı ve erdemli yapımcısı Timur Savcı‘nın üstlendiği ”Ortada Kaldım” sizlerle…

Sonunu asla es geçmeyin, dehası orada gizli 🙂

Sözler:

Düş kurdum, düşler bozdum

Kendimle harp içinde olmaktan pek yoruldum.

Düz durdum, dürüst oldum;

Önce sana, sonra kendime.

Kartlar/kalpler açık oyun kurdum.

Git diyemedim,

Dön diyemedim;

Ortada kaldım.

Söz veremedim,

Vaat etmedim,

Kandıramazdım.

Söz ve müzik: Atilla Volga

Spotify: https://open.spotify.com/intl-de/album/1aHm370ZkIxfbNSuucU7nN

Apple Music: https://music.apple.com/us/album/ortada-kald%C4%B1m-single/1818411190

Türkiye’den kimler geçti?

Karadeniz’e açılan boğaza karşı, her zamanki gibi biraz moleküler biyoloji, biraz program dili, biraz da 9 kasımın getirdiği hüzünle Nazım okurken telefonum çaldı… Sosyalist demokrat duruşundan asla paye vermemiş emektar bir gazeteci aradı…

Şiirimi bölmeden telefonu açtım.

Memleketimden İnsan Manzaraları’nı ona okumaya başladım. Nasılsın, iyi misin safhalarını es geçerek.

Çünkü bilir, eğer şiir okur ya da şarkı söylersem telefonu açınca, kişisel hayatımda bir sıkıntı yoktur.

19 yaşında girdi hapise
                        üç arkadaş perdeleri indirip
                        bir kitap okudukları için.

20 dakika şiirin ilk bölümünü okumuşum. 25 dakikalık telefon konuşması.

O dinlemeyi sever, hele konu Nazım’sa…

Daha ilk cümleden anlar Nazım’ın şiirlerini.

Bana da Nazım’ı o sevdirdi zaten.

Kim bilir dünyada ne kadar
                         ne kadar çok işsiz var.
Ama askere almışlardır.
Asker olunca işsiz adam
                         artık işsiz sayılmaz mı?»

Herkes gibi Nazım’ı bir şair olarak bilirken, 1970lerden kalma sarı eski kağıtlara basılmış kitabını elime tutuşturdu, bunu mutlaka oku dedi. Çok seveceksin.

 halkın kanını içer,
            doymazlar, içer içer,
            bırakmazlar ki aksın
                            dere bildiği gibi.

Kan konuşmaz’ı işte o zaman okudum. Yaş 15-16…

300 sayfalık kitabın sadece sonu aklımda, babasına kan konuşmaz diye reddeden bir delikanlının sözüyle bitiyor roman.

Kan’ın değil de ruh bağının değerini o zamanlar Nazım’la tescilledim.

İşte biz de onunla Ruh bağıyız.

«–Usta.
yine tuhaf şeyler düşünüyorsun.»
«–Düşünüyorum evlat.
Geçmiş olsun.»
«–Eyvallah usta..
Düşünmek değiştirmez hayatı.»

Bir inanışa göre, her sayının bir anlamı var ve biz onunla, 7’yiz..

Yani daha önceki hayatlardan birbirimizi tanımış sevmiş, bu hayatta tekrar birbirimizi bulmuşuz.

Hatta o sevgiyi bir söze dökmüşüz. Tekrar buluşacağız diye.

O bana sözünü tutmuş.

Aşık olduğu kadına beni doğurtmuş…

Varlığımı, onun sözünün eri oluşuna borçluyum yani…

«–Yine derinlere daldın ustam.»

Şiirin sonunda,

Nazım’ın etkisinde…

”Ne Nazım’lar, ne Mustafa Kemal’ler geçmiş bu ülkeden bee…” dedim.

O da hak verdi ve hatırlattı müstehzi bir kahkahayla ”mak’us talihimizi”

”Şimdi de Tayyip geçiyor işte…”

İlahi Baba, Sen çok yaşa…

Orhan’ın Nazım’dan hikaye şiir yazmayı ve erkekçe kavga etmeyi öğrendiği gibi

Ben de senden öğrendim; omurgalı duruşu ve bireysel menfaat için vatanı satmamayı,

Önce senden…

π

101 🇹🇷

Üzerinde yaşadığımız topraklarda
İlimi, bilimi, sanatı ve felsefeyi mümkün kılan
En güzel bayramımızın ikinci yüzyılının ilk yılını kıvançla kutlarım!
🇹🇷 ❤️🤍

29 Ekim Balosu, Londra Türk Konsolosluğu.

-Bir Cumhuriyet Genci Pi.